Göz Hastalıkları Çeşitleri

Görme ile ilgili sorunlar; genetik, yaşa bağlı, bulaşıcı, travmatik ya da sistemik hastalıklara bağlı olarak gelişebilir. Görme bozuklukları ya da gözde oluşan yapısal hastalıklar, hem fiziksel hem de psikolojik olarak kişiyi etkileyebilir. Gözde oluşan birçok hastalık erken teşhis ve doğru tedaviyle kontrol altına alınabilir.

Görme Bozuklukları

Görme bozuklukları, gözün gelen ışığı retinaya düzgün şekilde odaklayamaması sonucu ortaya çıkan ve net görmeyi engelleyen yaygın sorunlardır. Bu durumlar, tıpta “kırma kusurları” olarak adlandırılır. Normal bir gözde, ışık kornea ve göz merceğinden geçerek doğrudan retina üzerine düşer. Ancak gözün yapısal bazı özellikleri nedeniyle bu kırılma işlemi doğru gerçekleşmezse görüntü retina yerine önüne veya arkasına düşer ve bu da bulanık görmeye neden olur. Kırma kusurları arasında en sık görülenlerden biri miyoptur. Miyopide, göz küresi normalden daha uzun olur ve ışık retina önünde odaklanır. Bu nedenle uzak nesneler bulanık, yakın olanlar ise net görülür. Özellikle çocukluk ve ergenlik dönemlerinde başlayan miyopi, zamanla ilerleyebilir.

Hipermetrop, yani yakını görememe durumu, göz küresinin kısa olması veya kornea eğiminin yetersiz olmasıyla ilişkilidir. Bu durumda ışık, retina arkasında odaklanır. Kişi yakın nesnelere odaklanmakta zorlanır, özellikle kitap okuma, telefon kullanma gibi işlerde göz yorgunluğu yaşayabilir. Genç yaşlarda telafi edilebilse de yaşla birlikte belirginleşebilir. Astigmatizm, kornea ya da merceğin düzgün olmaması durumudur. Işık farklı açılarda farklı noktalara odaklandığı için hem uzak hem de yakın görüşte bulanıklık oluşur. Kişi cisimleri dalgalı veya eğri şekilde algılayabilir. Göz yorgunluğu, baş ağrısı ve odaklanma güçlüğü sık görülür. Yaşa bağlı bir kırma kusuru olan presbiyopi ise genellikle 40 yaş sonrası ortaya çıkar. Bu durum, göz merceğinin esnekliğini kaybetmesiyle oluşur. Yakın mesafeye odaklanmak zorlaşır ve kişi okurken veya telefona bakarken yazıyı uzaklaştırma ihtiyacı hisseder. Bu, tamamen doğal bir yaşlanma sürecidir ve herkesin yaşamında bir dönem ortaya çıkabilir.

Tüm bu kırma kusurları, gözlük veya kontakt lens gibi optik araçlarla kolaylıkla düzeltilebilir. Ayrıca, uygun vakalarda lazer tedavisi gibi cerrahi yöntemlerle kalıcı çözümler de mümkündür. Göz muayenesi ile kırma kusurunun tipi ve derecesi belirlenerek en uygun tedavi planlanabilir.

 

gorme-bozukluklari

 

Göz Tansiyonu (Glokom) ve Retina Hastalıkları

Göz tansiyonu, tıpta glokom olarak bilinir ve göz içindeki sıvı basıncının yükselmesi sonucu oluşan ciddi bir göz hastalığıdır. Bu basınç artışı, görme sinirinde kalıcı hasarlara neden olabilir ve zamanla tedavi edilmezse körlüğe kadar ilerleyebilir. Glokom genellikle başlangıç evrelerinde belirgin bir belirti vermeden ilerler ve hastalar, görme kaybı ortaya çıkana kadar bu durumun farkına varmayabilir. Bu sebeple düzenli göz kontrolleri önemlidir. Glokomun teşhisi, basit bir göz içi basıncı ölçümü ve görme alanı testi gibi özel muayene yöntemleriyle konulabilir. Hastalık erken teşhis edildiğinde, göz damlaları, lazer tedavisi veya cerrahi yöntemler gibi farklı seçeneklerle kontrol altına alınabilir.

Retina hastalıkları ise gözün arka kısmında bulunan ve görüntülerin algılanmasını sağlayan retina tabakasında meydana gelen rahatsızlıkları kapsar. Retina hastalıkları arasında retina dekolmanı, sarı nokta hastalığı (makula dejenerasyonu), retina ven tıkanıklığı ve diyabetik retinopati en sık karşılaşılanlardır. Retina dekolmanı, retinanın gözün iç yüzeyinden ayrılarak beslenmesini kaybettiği, ani görme kaybına yol açabilen acil bir durumdur. Bu durum, acil olarak cerrahi müdahale gerektirir ve gecikme durumunda kalıcı körlük riski taşır.
Sarı nokta hastalığı, özellikle ileri yaşlarda sık görülen bir rahatsızlıktır ve merkezi görme yeteneğini önemli ölçüde azaltarak günlük hayatı ciddi şekilde etkileyebilir. Yaşlanma, genetik faktörler ve sigara kullanımı gibi unsurlar, hastalığın gelişimini hızlandırabilir. Retina ven tıkanıklığı ise göz arkasındaki damarlarda ani olarak meydana gelen tıkanmalar sonucu oluşur ve ani görme kaybı yaratabilir. Diyabetik retinopati de diyabet hastalarında retina damarlarının hasar görmesi sonucu gelişir ve düzenli kontrollerle hastalığın ilerlemesi önlenebilir.

Göz Enfeksiyonları ve İltihaplı Hastalıklar

Göz enfeksiyonları ve iltihaplı hastalıklar, gözü etkileyen mikroorganizmalar veya alerjik reaksiyonlar nedeniyle oluşur ve tedavi edilmediğinde ciddi sorunlara neden olabilir. Bu hastalıklar bulaşıcı olabilir ve hijyen koşullarına dikkat edilmediğinde kolayca yayılırlar. En sık görülen göz enfeksiyonlarından biri konjonktivittir. Gözün dış zarının iltihaplanması şeklinde tanımlanan bu hastalık, genellikle kızarıklık, kaşıntı, sulanma ve çapaklanma gibi belirtilerle ortaya çıkar. Konjonktivit, bakteri, virüs veya alerji kaynaklı olabilir. Bakteriyel konjonktivit, sarı-yeşil renkli akıntıyla karakterize olur ve antibiyotik damlalarla tedavi edilirken, viral konjonktivit çoğunlukla kendi kendine iyileşir ancak bulaşıcılığı yüksektir. Alerjik konjonktivit ise alerjenlere maruz kalındığında ortaya çıkar ve antihistaminik ilaçlarla kontrol altına alınır.

Arpacık (hordeolum), göz kapağında bulunan yağ bezlerinin bakteriyel enfeksiyonu sonucu oluşan şişlik ve kızarıklıktır. Ağrı, hassasiyet ve rahatsızlık hissiyle kendini gösterir. Tedavisinde genellikle sıcak kompres uygulamak ve gerektiğinde antibiyotikli damla veya pomat kullanmak yeterlidir. Blefarit ise göz kapağı kenarında oluşan kronik iltihaplanmadır. Göz kapağı çevresinde kızarıklık, kaşıntı ve kepeklenme gibi belirtilerle seyreder. Tedavisinde düzenli göz hijyeni, temizleyici solüsyonlar ve bazen antibiyotikli veya kortizonlu damlalar kullanılabilir. Üveit, gözün iç dokularının (üvea tabakası) iltihaplanmasıdır ve daha ciddi bir hastalıktır. Üveit, genellikle bağışıklık sistemi bozukluklarıyla ilişkilidir ve bulanık görme, göz ağrısı ve ışığa karşı hassasiyet gibi belirtiler gösterir. Üveit tedavisinde kortizonlu damlalar ve bağışıklık sistemini düzenleyen ilaçlar kullanılır.

Göz Kuruluğu ve Yüzey Bozuklukları

Göz kuruluğu, göz yüzeyini nemli tutan gözyaşının yeterli miktarda üretilememesi veya üretilen gözyaşının hızlı buharlaşması nedeniyle ortaya çıkan yaygın bir göz rahatsızlığıdır. Bu durum, hem yaşam kalitesini düşürebilir hem de tedavi edilmediğinde göz yüzeyinde kalıcı hasarlara yol açabilir.

Göz kuruluğunun oluşmasında pek çok etken rol oynar. Özellikle bilgisayar, tablet veya telefon ekranına uzun süre aralıksız bakmak göz kırpma sayısını azaltarak gözyaşı buharlaşmasını artırır. Bunun yanı sıra uzun süre klimalı ya da rüzgarlı ortamlarda bulunmak, göz yüzeyinin kurumasına neden olabilir. Ayrıca romatoid artrit gibi romatizmal hastalıklar, bazı tansiyon, alerji veya depresyon ilaçları da gözyaşı üretimini azaltabilir.

Göz kuruluğunun belirtileri kişiden kişiye değişmekle birlikte en sık görülen şikayetler arasında gözlerde yanma, batma hissi, kızarıklık, bulanık görme ve gözde yabancı bir cisim varmış gibi rahatsız edici bir his yer alır. Bazı kişilerde paradoksal olarak gözlerin sulandığı da görülebilir, bu durum göz yüzeyinin kuruluğuna karşı refleks olarak fazla gözyaşı üretimiyle ilgilidir. Ancak bu gözyaşları genellikle kaliteli değildir ve nemlendirme işlevini yeterince yerine getiremez.

Tedavide genellikle suni gözyaşı damlaları, nemlendirici jeller ve gece kullanılabilen yoğun kıvamlı ürünler tercih edilir. Gözyaşı tıkaçları ile gözyaşının gözde daha uzun süre kalması sağlanabilir. Ayrıca omega-3 takviyeleri, gözyaşı kalitesini artırarak tedaviye destek olur. Tüm bu yöntemlere rağmen şikayetler devam ederse, altta yatan sistemik hastalıkların araştırılması gerekir. Göz kuruluğu ciddiye alınmalı, ihmal edilmesi durumunda kornea yüzeyinde çizilmeler, iltihaplanmalar ve görme kaybı gibi sorunlara yol açabileceği unutulmamalıdır.

 

gozde-yasa-bagli-degisiklikler-ve-katarakt

 

Gözde Yaşa Bağlı Değişiklikler ve Katarakt

Yaş ilerledikçe vücutta olduğu gibi göz yapılarında da birtakım değişiklikler meydana gelir. Göz merceğinin esnekliğini kaybetmesi, retina ve diğer göz dokularında yaşa bağlı dejenerasyonların oluşması görme kalitesini olumsuz etkileyebilir. Bu durumlar, genellikle yavaş ilerleyen ve zamanla belirginleşen görme problemleriyle kendini gösterir.

En sık karşılaşılan yaşa bağlı göz hastalıklarından biri katarakttır. Katarakt, göz merceğinin saydamlığını yitirerek matlaşması sonucu ortaya çıkar. Bu durum, ışığın retina üzerine düzgün bir şekilde odaklanmasını engeller ve görme kalitesinde düşüşe neden olur. Kataraktın belirtileri arasında bulanık ya da puslu görme, özellikle geceleri net görememe, ışıkların etrafında hareler görme, renklerde soluklaşma ve ışığa karşı artan hassasiyet yer alır. Hastalık genellikle her iki gözü etkiler, ancak bir gözde daha erken başlayabilir.

Kataraktın başlangıç evrelerinde görmeyi destekleyen gözlükler yeterli olabilir. Ancak ilerleyen katarakt vakalarında tek etkili ve kalıcı tedavi cerrahidir. Katarakt ameliyatında, saydamlığını kaybetmiş doğal göz merceği çıkarılır ve yerine yapay bir göz içi lens (intraoküler lens – IOL) yerleştirilir. Bu işlem genellikle lokal anestezi ile yapılır ve hastalar kısa sürede normal yaşamlarına dönebilir. Yaşa bağlı diğer göz değişiklikleri arasında presbiyopi ve sarı nokta hastalığı (makula dejenerasyonu) da bulunur.

Göz Bozuklukları hakkında detaylı bilgi almak için tıklayın.

 

Bunlar da İlginizi Çekebilir

goz-tansiyonu
Göz Tansiyonu

Göz tansiyonu, göz içi basıncın artmasıyla ortaya çıkan ciddi bir sağlık problemidir.…

Devamını Oku
diyabetik-retinopati-tedavisi
Diyabetik Retinopati Tedavisi

Diyabetik retinopati, diyabet hastalığının gözlerde yol açtığı, retina damarlarında h…

Devamını Oku
skleral-fiksasyon-ameliyatlari
Skleral Fiksasyon Ameliyatları

Skleral fiksasyon ameliyatları, göz içi lenslerin yerinden oynadığı (dislokasyon) ya …

Devamını Oku